Infographics

Geoengineering, Solar Radiation Management, Aerosol Clouds, Chemtrails
QUESTION YOUR KNOWLEDGE, CLOSE YOUR GAPS !!
TRANSLATIONS / TRADUCCIÓN / الترجمة /
Please support this blog with translation of articles into Your preferred language and send it to
enkidu.gilgamesh@yandex.com! The result will be integrated under the according language flag!

Suudiler neden Suriye, Irak ve Yemen'e saldırıyor?

İÇİNDEKİLER


1. Kimin için? 
2. Giriş 
3. Arabistan'da Hava Durumu 
4. Meteoroloji 
5. Bulutlar 
6. Kazıklar kazığı
7.Troposferik Güneş Işını ve Su İdaresi 
8. Dünya ısınmıyor, ısıtılıyor.
9. O kadar yalan olurmu?
10. SRM'in zararları!
11. Türkiyenin sonu!
12. NLP kurbanı olmayın!
13. Tarihi bakış!
14. Türkiye'nin inanılmaz başarısı!




1. Kimin için?


Hartmut Bachmann: "Çevre koruma hareketi ve Yeşiller Partisi'nin asıl kuruluş sebebi Almanya'nın nükleer teknolojiyi sivil ve askeri alanda geliştirmemesi içindir! Karar 1976da ABD'de David Rockefeller ve Henry Kissinger tarafından alınmıştır."

LiveLeak: "Ukranya üzerinde vurulan Malezya MH17 uçından 5 tane Çinli paraşütle kurtuldu!"

Dimitri Khalezov: "New York'daki World Trade Center'nin üç tane yüksek binası nükleer yıkım bombasıyla yere indirildi! Bu yıkım yöntemi binalar yapıldığı zaman hazırlanmış ve New York şehir idaresi tarafından kabul edilmişdi."

Neden yukardaki alıntılarla başlıyorum? Komplo teorisi diyerek şünmekten korkan sürü takımının bu yazıyı okumaması için! Lütfen, bütün düşünce engelliler sayfalarımı okumasın ve hemen ayrılsın.

Insani zeka, tavuk gibi önünde bulduğu buğday tanesini gagalamak değildir, karmaşık bilgileri birleştirerek ve ayrıştırarak mantıklı bir sonuca varmaktır. Bu yeteneğe sahip olmayanlarla uğraşmaya değmez.

Lütfen alınmayın. Bu sertlik sizi üzmek için değil, sadece uygun insanları bulmak içindir. Her kes her şeye kabil değildir.

Yoluma kalanlarla devam etmek istiyorum. 

Bu yazı özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nde (T.C.) yaşayan insanlar için, çünkü T.C. Suriye Cumhuriyeti'nden (S.C.) sonra devrilecek ve kan gölüne çevrilecek devletdir, ama genelde tüm Büyük Ortadoğu için, çünkü ne S.C. nede T.C. bu yıkımın son istasyonu olacak.

Kim bu konuya muhattap? Yaşayan ve ve sağlıklı yaşamak isteyen, özgürlüğü özüyle bilen, seven ve savunan herkes!


2. Giriş

Tabiki bilgiyi iyi hafızalıyabilmek, tecrübe edinmek, okumak, çizmek ve yazmak ve başkalarının bilgisine dayanmak önemli, ama herşeyden önce bilgiyi ve tecrübeyi zeka aracıyla mantıklı ve gerçek olgulara dayanarak düzenlemek ve birleştirmek gerekir.

Varsayılan bilgi ve gerçek, mantık ve hayal gücüyle sorgulandığında, varsay
ılan yeni bulgular, bilgi ve gerçek ve eski bilgi ve gerçekler  hayal meyala dönüşebilir. Bu yüzden hayal gücünüzle bildiğizin sınırları zorlayın, yıkmaya çalışın, varsaydığınız tabanların dibine inin. Eminim çoğu yerde boşluk bulacaksınız.

Modern, yani en geç Edward Louis James Bernays'ın propaganda üzerine çalışmaları ve Richard Bandler ile John Grinder'in Neuro Linguistic Programming'i (NLP) geliştirmeleriyle ve bunların uygulamalarıyla bireysel ve toplumsal idarenin bütün psikolojik aletleri mevcut bulunuyor.

Komplo Teorisi (KT) kavramı bu aletleri birleştiren çok etkili bir sosyal idare silahıdır. Her ne zaman bir varsayım, bir fikir, bir bilgi KT olarak indirgeniyor ve bunu önesüren aşağılanıyor, cezalandırıyorsa, KT'yi kullanan güçlerin gizlemek zorunda olduğu bir cinayet, bir sahtekarlık vardır.

Her KT taslağı belirli kelimeleri yasaklar, başkalarını uydurur ve öne sürer ve kelimelere iyi ve kötü değerler biçer. Tersini yorumlayan ya dolaysız susturulur veya dolaylı sesinin toplumsal kanallarda yayılması engellenir. Budur NLP'nin içeriği. Dil yoluyla insanların düşüncelerine yapılan sansür bilinçaltı olduğu için, NLP mağdurları kendi kendilerine bu sonucu elde ettiklerini sanarlar ve bu hatalıysa kendilerini suçlarlar.

KT taslağını geliştiren dolandırıcı her kandırmak istediği cahilin inanç dünyasına ve bildiği kavramlara uygun bir yalan hikayesi uydurur ve her cahilin önderlerini kendine alet eder. Yani bilimciye bilimsel, dindara dinsel, şizofrene şizofrenik bir tasarım yapar.
Tüm hikayeler hep aynı sonuca varır!

Bilimsel "konsensüs" (görüş birliği). http://climate.nasa.gov/scientific-consensus/

Katolik iklimciler toplumu.
http://www.catholicclimatecovenant.org/

Müslüman iklimciler hareketi.
http://www.muslimclimateaction.org.uk/

Müslüman iklim beyannamesi.
http://islamicclimatedeclaration.org/islamic-declaration-on-global-climate-change/

Bernays'in kitabından özellikle ilk bölümün giriş satırları çok meşhuriyet kazanmıştır.

Bilinçli ve hedefli şekilde toplumun davranışları ve tutumunun manipulasyonu demokratik toplumların temellerinden biridir. Gizli çalışan teşkilatlar toplumsal süreçleri yönlendirir. Bu gizli teşkilatlar memleketimizin (ABD) asıl hükumetidirler

Bizi idare edenlerin isimlerini hi
ç duymamışızdır. Onlar bizim fikirlerimizi, beğenilerimizi, düşüncelerimizi belirlerler. Ama bu bir sürpriz değildir, aksine demokrasimizin şeklinin mantıklı sonucudur: Eğer birçok insan birbirine sürtünmeden beraber yaşayacaksa, bu tür idare yöntemleri kaçınılmazdır.

Görülmez hükumdarlar birbirilerinin isimlerinide bilmeyebilirler. Gölge hükumetin mensuplari bizi, doğuştan sahip oldukları önderlik yeteneklerinden dolayı yönetirler, bu onların topluma gerekli dürtüşü verme kabiliyetleri ve sahip oldukları anahtar konumlarından dolayıdır. İster beğenelim veya beğenmiyelim, kaçınılmaz gerçek budur, bütün toplumsal güncel yaşam boyutlarında, ister ekonomide veya siyasetde, sosyal davranışlarımızda veya etnik tutumlarımızda, toplumsal süreçleri ve toplumdaki kitlelesel dinamiği anlayan küçük bir grupdur.
Onlar toplumsal fikir oluşumunu yönlendirir, eski toplum güçlerini pekiştirir ve yeni yollar üzerine durur ve belirlerler ve böylece dünyamızı bir arada tutar ve yönetirler!

Farkına vardınızmı, sevindirilen bu "Demokrasi'nin asıl hükumeti" T.C.'nin acılı tarihinde her zaman varolan Derin Devlet'den başka birşey değildir. Bakmayın Bernays'in bu olumlu tabirine, yalan dolanla ilerleyemediği anda Derin Devlet her yerde faili meçhul katliam, hedefli katliam (targeted killing), entnik bombardıman yöntemlerine başvurur. Ne o devletin ufak vatandaşı, ne zengini, ne hakimi, ne genel kurmayı ve akseri (Eşref Bitlis), ne özgürlük kahramanı (Malcom X, ML King), nede devlet başkanı (Tugut Özal, JF Kennedy) dokunulmazdır.

Tarihin derinlerine gidersek bu bilginin temellerinin çok eski olduğunu görürüz.

Thukydides, 454 -399 M.Ö.
" Toplum fikirlerinde kararsız ve gelgeçdir, kendi hatalarından başkasını sorumlu tutar ...
Siyasi önderler davranışlarında her şeyden evvel iktidar peşindedirler, ki kendi hakimiyet ve ihtiras bağımlılıklarını tatmin edebilsinler."

Aristoteles önsürdüğü toplumsal idare şeklini "Timokratie" olarak adlandırıyordu ("malsahibleri ve saygınların idaresi") ve onu, Monarşi ve Aristokrasi'nin yanında, en erdemli devlet şekli olarak kabul ediyordu ve bunun çökmüş şeklini Demokrasi olarak görüyordu!

Çünkü Demokrasi'de "fakirler, çoğunluğu teşkil ettikleri için, zenginlerin malvarlığına elkoyup kendi aralarında paylaşabilirler", bu Aristoteles'e göre bir haksızlıkdı.

Bu girişin hava durumuyla ne iligisi var göreceksiniz, sabredin. :-)



3. Arabistan'da Hava Durumu

Bütün okuyanlara herşeyden önce Arabistan'ın hava durumunu, oradaki aşırı yağışları izelemelerini tavsiye ederim. Dünyanın en kurak çöllerinden birinin bulunduğu bu yarımadaya son yıllarda o kadar top boyunda dolu, uçsuz bucaksız ve öldürücü sellere yolaçan ani yağmurlar ve yakan ve yıkan şimşekler neden düşüyor?


Monster Hailstorm


Ne değişti iklimde?
Hergün bütün kanallardan tekrar edildiği gibi bunların sebebi aşırı Karbondioxid miktarından oluşan küresel ısınma ve iklim degişimimi?

Yoksa bu günlük bağırış pazarda çürük domates satıcısınımı andırıyor?

Kimin elinde ne gibi bir çürük ürün var, ne gizleniyor, ne pazarlanıyor? 

Bunun yan etkileri ve tehlikeleri varmı ve nelerdir?




Daha fazla örnek istiyorsanız şuraya bakın lütfen:
http://geoarchitektur.blogspot.com/p/all-arabia-is-one-spillway.html
http://geoarchitektur.blogspot.de/2015/08/water-by-tropospheric-srm.html
http://geoarchitektur.blogspot.de/p/water-deliver-with-srm.html
http://geoarchitektur.blogspot.de/p/water-delivery-by-tropospheric-srm_1.html

Yukardaki soruları cevaplamadan önce meteorolojinin temellerine inmek zorundayız. Cehaleti kırmak sabır gerektiriyor! Bezmeyin, direnin! :-)



4. Meteoroloji

Bunları daha yakından açıklamadan önce bazı meteorolojik temel bilgiye ihtiyaç duyulduğunu bildiğim için bu bilgiyi derinlemek istiyorum. Okuyucular lüften ürkmesin, verilecek bilgi bulunduğumuz ortamda ölüm ve kalım, sağlık ve hastalık, varlık ve yokluğu, hatta devletlerin yıkılma ve kurulmasını belirleyecek güçdedir!

Önce Atmosfer'i tanıtalım. Atmosfer katmanları, Ilımlı İklim Bölgesi'nde ölçüldüğünde, aşağıdan yukarı yaklaşık yüksekliklerle şunlardan oluşur:

Troposfer         --      0km  - 11km
Tropopause      --     12km - 20km
Stratosfer         --     21km - 49km
Stratopause      --     55km - 55km
Mezosfer           --     56km - 79km
Mezopause        --     80km - 85km
Termosfer         --     86km - 489km
Termopause      --     490km - 510km
Eksosfer            --     511km - sonsuza kadar

Atmosfer'deki iyonlar açısından Mezosfer'den Eksosfer'e varan alana Ionosfer'de denir.

Verilen yükseklikler Ilımlı İklim Bölgesi'ne ayarlıdır.



Güneşin ışınlarıyla ve Dünya'nın kendi ürettiği enerjiyle ısınan yerüstündeki hava kitlesi genişleyerek yükselir ve enerji kaybetmeden soğur. Bu harekete "adiabatik soğuma" denir, yani dışardan etkilenmeden kendi kendine soğuma.



Sıcak hava azami 4% nem taşıyabilir ki bu 100% bağıl nem oranıdır. Ancak bu miktar hava soğudukca azalır, ve soğuyan hava 97% bağıl nem oranını aşınca suyu artık taşıyamıyacağından bulut halinde yoğunlaştırır ve 100% oranından itibaren yağışa çevirir.



Yukarda görüldüğü gibi Atmosfer'in 99%u Nitrojen ve Oksijen'den oluşuyor. Nerde bu sözümona iklime bela olan Karbondioxid? Geriye kalan 1% içinde gizlenmiş hain, ama bundan 0,934%lük Argon'uda çekince geriye kalan bütün iz gazları sadece 0,066%.

Nerde kaldı bu Karbondioksid belası? Atmosfer'in sadece 0,037%si Karbondioxid'den ibaret. Bütün hayvanların, bakterilerin, koyunların, ineklerin, insanların, böceklerin, okyanuslardaki bütün balıkların, fokların, yengeçlerin, balinaların ve denizaltı ve yerüstü volkanlarının havaya püskürtttüğü miktar bu.

İyide insanın burada payı hiç mi yok? Bütün ölüp çürüyen, yaşayıp nefes alan, ağlayan, terleyen, geğiren, yiyen ve ...., araba, gemi, uçak süren, kömür, petrol, gaz, odun yakan insanlığın bütün Atmosfer'e verdiği Karbondioxid payı sadece 0,0011%. Karıncalar bile insanlıkdan çok da fazla Karbondioxid üretiyorlar.


Tamam, herhalde anladınız, Karbondioxid yok denecek kadar az Atmosfer'de ve insanın katkısıda hiç yok sayılır.

Peki bunun etkisi ne, hani küresel ısınmaya yolaçıyordu?!
Bu bir sihirli gazmı, yokluktan varolan, in cin gibi olmadan korkutan birşeymi acaba?

Hani en azından bir türlü sahiden birikmiş olsa yeryüzünü ısıtabilirmi?

Nasıl Karbondioksid atmosfere geçer hiç sordunuzmu? Mesela elektrik kesilip bir mum yaktığınızda ne olur? Modern temiz yanan mumlar polietilenden yapılır. Düşünün mumu tüm gece ve sonuna kadar yaktınız, yanınca ne oluşur biliyormusunuz? 

Polietilen Karbon ve Hidrojen zincir moleküllerinden ibarettir. Yanınca bunlar kırılır, Oksijen'le bağlanarak Karbondioxid (CO2) ve Su (H2O) oluşur. Peki bu CO2 ve H2O ısıyımı ürettiler yoksa ısınıp yanan ve bozulan polietilenin artıklarımıdırlar, yani yangının sonucları

Hiç sonuç sebep olabilirmi?



Size yangının bir artığı olan bu maddenin yeryüzünü ısıtması ters gelmiyormu? Kim sizi kandırmaya çalışıyor?

Hacıya, hocaya, sihirbaza inanmazsınız, ama bir sahtekar "bilim" sattığını söylediğinde hiç düşünmeden, sorgulamadan inanıyorsunuz değilmi? Affedin ama demekki siz bilim cahilisiniz!



Nasıl biz terliyerek vücudumuzda oluşan ısıyı dışarı verip soğuyorsak, yeryüzüde ısındığında su buharlandırarak ısıyı göğe taşıyor, bu arada çok az bir miktar Karbondioksid'de beraber yükselebilir, ama bu Su buharı ve Karbondioksid hiçbir zaman ısının sebebi değil, sonuçları, artıklarıdırlar. Isıyı göğe taşıyarak yeryüzünü soğuturlar!

Bu arada bilinmesi gereken H2O (Su) molekülünün metreküpde sadece 0,598kg ile hafif olduğu ve buna kıyasla CO2 (Karbondioksid) molekülünün 1,980kg ile cok daha ağır olduğu ve bu yüzden Su gibi yükselip Troposfere dağılamadığıdır!

Yine size küresel ısınma yalanının tam tersini söylüyorum. Hangisi doğru kendiniz düşünün, başka çareniz yok.

CO2 üzerine soru ve cevaplar!

http://geoarchitektur.blogspot.com/p/co2-uzerine-soru-ve-cevaplar.html



5. Bulutlar

Isınarak yükselen sıcak ve nemli hava yaklaşık 2km de yoğunaşır ve yoğunlaşma esnasında hazmettiği ısı enerjisini kırmızıaltı ışın olarak bırakır ve su birikimi yeterliyse soğuk ya
ğmur olur ve geri yeryüzüne düşer. Bu Su'nun doğal dönüşümüdür.  

Kümülüs olarak adlandırılan bu tür bulutlar, yeterince beslendiğinde 8km'eye kadar büyüyebilirler. Kümülüs bulutları temiz beyaz veya temiz gri, üzerindeki masmavi göğe karşı açık sınırlıdırlar.


Reminding Natural Skies without SRM


İkinci tip bulutlar ise yaklaşık 6km üstünde ince toz bulunduğunda, bu toz parçacıklarının üzerinde kristalleşerek donmuş Su buharından oluşan buzul bulultarıdır. Bunlara Cirrus (Sirrus, Saçakbulut) denilir. Hafızaya alın, toz bulunmadan bunlar oluşamaz, yani her ne zaman bir Cirrus görürseniz tozun kaynağını sorgulayın!

Cirrus

Eğer bu toz 6km altında bulunuyorsa, yeterince soğuk olmadığından kristallin buzlanma oluşamaz, sadece
kirli ama Kümülüs'ü andıran sıvı aerosol bulutları oluşur.


Aerosol



Dünyanın iklimi temel rüzgar akıntılarıyla iklim hücrelerine bölünür. Böylelikle uzak mesafeler üzerinden ısı enerjisi ve nem değiş tokuş edilir.




6. Kazıklar kazığı

Yani koskoca UNO, NASA, İklim Konferansları bir yalanı, "saadet zinciri", "Ponzi dalaveresi", "piramid sistemi" sahterkarlığınımı pazarlıyorlar? Karları nedir, ne olabilirki?

Bunlar hep iyi niyetli, Dünya iklimini korumak için emek sarfeden fedakar bilim insanları ve siyasetçilermi, yoksa karacahil, sahtekar, cani, vahşi, hain, yalancı, bencil, rüşvetçi, para kölesi, yani sizin bildiğiniz Türkiyenin her yanında cirit atan üç kağıtçı tiplerimi?

Türkiye toplumu kendi siyasetçilerinden, ordusundan, bilim insanı oyuncularından, kumarbaz bankerlerinden o kadar yalana alışmıştırki, söylenen herşeyi yalan ve tersini gerçek olarak varsayar.

Ne yazıkki dışardan, özellikle ABD'den ve Avrupa'dan yayılan palavralara inanır zavallı millet.

Daha konunun incesine girmeden okuyanları uyarmak istiyorum!

Küresel Isınma ve İklim Değişimi, insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük, en tehlikeli, en vahşi, en acımasız, en iyi ayarlanmış, en kapsamlı finans balonu ve saadet zinciri kazığıdır!

Kazık yemeye alışmış ve seven bir kişiseniz artık bu yazının devamını ve bağlı sayfaları okumayın, hüsrana uğrayabilir, depresyon geçirebilirsiniz. Ama emin olun cehalet kandırılmaktan, sömürülmekten, mali ve manevi zarardan korumaz, tersine sahtekar
ın tezgahı her zaman cahil için kurulur.

Uyur idik uyardılar,
Diriye saydılar bizi.
Koyun olduk, ses anladık,
Sürüye saydılar bizi.

Sürülüp kasaba gittik,
Kanarada mekân tuttuk,
Didar defterine yettik,
Ölüye saydılar bizi.

Yürekli, onurlu kalmak, insanlığınızı korumak ve uyurken uyanmak, bilmek ve öğrenmek istiyorsanız devam edin.

Hâlimizi hâl eğledik,
Yolumuzu yol eyledik,
Her çiçekten bal eyledik,
Arıya saydılar bizi. 

Hak divanına dizildik,
Aşk defterine yazıldık,
Bal olduk, şerbet ezildik,
Doluya saydılar bizi. 

Pir Sultan Abdal'ım şunda, 
Çok keramet var insanda. 
O cihanda, bu cihanda, 
Ali'ye (insana) saydılar bizi. 

Pir Sultan Abdal


Koyun olmak kolay, kurbanlık olmasa.
İnsan olmak çok zor, zihin olmasa. Lütfen beyninizi kullanın.






7. Troposferik Güneş Işını ve Su İdaresi


Bunu böyle adlandırınca, sanki Şehir Su İdaresi'ymiş gibi gelebilir sizlere, ama düşünün bir şirket yetki alsın ve sadece çevredeki nehir ve göllerin sularına el koyup idare etmesin, vücutlardan terleyerek yükselen buharları, yağmur getiren rüzgarları taa Atlantik Okyanus'unun Afrika yakasından Avrupa yakasına, Irlanda, İngiltere, İskandinavya, Orta Avrupa, Doğu Avrupa, Güney Avrupa, Akdeniz üzerinden sahiplensin, izinisiz su kullanımını cezalandırabilsin, izinli kullanana hesap kesebilsin.




















Hayal gücünüz ve eğitim seviyeniz yetmiyorsa, lüften daha fazla okumayın, en azından birkaç gün, hafta veya ay ara verin, düşünün ve sonra geri gelin buraya. Zaten çoğunuz bu anda pes edip "komplo teorisi" frenini çekiyorsunuz eminim. Uzak durun sayfamdan, yazılarım beyni yıkanmış düşünce engelliler için değil.  Ben yoluma sağlam zihinlilerle devam etmek istiyorum!


Küresel Isınma'ya karşı önsürülen reklamlarda İngilizce'si "Solar Radiation Management" (SRM) olarak adlandırılan bir yöntemle ısınmayı engellemek istiyorlar. Bu SRM'le küresel mimari, İngiliz'ce "Geoengineering" yapmak istiyorlar ve bunun için  İklim Konferans'larıyla yasal taban hazırlanıyor. 2016da Paris'de gerçekleşen konferansdan (COP21) sonra UNO'nun New York merkezinde 190 devlet Paris İklim Anlaşmaşı'na imza attı.



Dikkat SRM reklamında kesinlikle Troposfer kavramı kullanılmaz, sadece Stratosfer'le ilgili önerilerde bulunulur, ve henüz Stratosfer'de uygulama yapılmadığı söylenir. Bu prensipte doğrudur, Stratosfer'de öngörülen uygulama farklı ve güneş ışınını artırmak için yapılıyor, ama bilmeniz gereken önemli nokta şu! 

Zaten Stratosfer'de aerozol üreten SRM yapılamaz, çünkü aerozollu SRM herzaman suyla ilgilidir. Stratosfer'de su bulunmaz, burada hava kitlesi çok azdır, bütün hava kitlesinin 80%i ve bütün Atmosfer'in su miktarının 99%u Troposfer'de bulunur. Tropopause'de bulunan suyuda çekersek, geriye birşey kalmıyor. Yani Stratosfer'de aerozollu SRM yapma sadece bir aldatmacadır, ki millet yıllardan beri Troposfer'de gerçekleşen Su Idaresi'nin farkına varmasın.



8. Dünya ısınmıyor, ısıtılıyor!

Tabi böylelikla Stratosfer'ide rahat bırakmıyorlarStratosfer'de Ozon Tabakası'nı zayıflatarak, Troposfer'de uyguladıkları su hırzsızlığını destekliyorlar. Daha fazla güçlü güneş ışını (UVB, UVC) yeryüzüne erişiyor, bununla daha fazla su buharlanıyor ve bu su çöllerde endüstriel sanayi ve fracking ile gaz-petrol üretimi için kullanılıyor. Buda çok vahim bir uygulama.




















Su idaresi, iklim değişimi, çöl tarımcılığı, depremler ve savaşlar birbirine bağlantılı.
















CO2 artışıyla oluşan Küresel Isınma ve İklim Değişimi'de milleti avutmak için tasarlanmışlardır. Bu yüzden söylenen herşey yalan ve tam tersi doğrudur.


9. O kadar yalan olurmu?

Şimdi yine "olurmu canım, bu kadar binlerce bilim insanı, siyasetci, gazeteci yalan söyleyebilirmi" diye başlayacaksanız, tekrarlayayım: Onlar hepsi ya karacahil, yada hain, yalancı ve sahterkar. Hiçibir şeye inanmayın, zihninizi kullanıp kendiniz kavrayın. Başka çareniz yok. Düşünmek zor geliyorsa yolunuz açık olsun, okumayın benim yazdıklarımı. Düşünmeden, boş sorularla beni rahatsız etmeyin. 

Yukarıda sizlere Desüblimasyon'u anlatmıştım, yani Troposfer'in üst katında bulunan suyun toz parçacıkları üzerinde kristalleşerek birikmesi, ve Desüblimasyon olduğunda tozun kaynağını sorgulayın demiştim. 

Neden bazı uçakların peşinde Desüblimasyon şeritleri ve bunlardan bütün göğü kapsayan yapay Cirrus tabakası oluşuyor?


No UV-B, No VitaminD


Bu Cirrus tabakalarını oluşturan uçakların ilk görülmesine paralel ABD'de ve başka bölgelerde iki büyük sanayi gelişti:

  1. Su ile derin (2 ile 5 km yeraltında) kayaları çatlatarak petrol ve gaz üretimi. Buna İngilizce "Hydraulic Fracturing" veya kısaca "Fracking" denilir.
  2. Çöllerde sanayi kapsamında tarımcılık! Bunada "Desert Farming with Pivotal Irrigation" denilir.

Bakın ikisinin örneklerine, ki buları ağırlıkla Arabistan'da ve ABD'nin güneyinde bulabilirsiniz.

Desert Fracking
Desert Fracking

Desert Farming
Desert Farming


İki sanayininde en çok ihtiyaç duyduğu madde sade SU. Petrol ve gaz üretimi Arabistan'da su olmadan artık bilinen boyutlarda mümkün değil. Susuz yöntemlerle son 100 yılda üretilen petrol oradaki kaynakların sadece en fazla 20%sini teşkil ediyor!




Peki nereden geliyor bu sular Arabistan'a?


Bağlantıyı kurabiliyormusunuz? Suudiler Wahabi ideolojisi için dini, mezhepsel, kültürel savaş vermiyorlar. Onlar havasal su yollarınının ve yerel boru hattı yollarının hakimiyetini elde etmek için komşularına saldırıyorlar.



Tabi bu çabalarında yanlız değiller, zaten hiçbir zaman önderlik üstlenemezler, çünkü Suudi idaresi doğuşundan beri Britanya ve ABD imparatorluklarına bağlı ve onların terör aleti ve komşularının ve tüm Dünya'nın baş belalarından biridir.





10. SRM'in zararları!


Tabiki ilk akla gelmesi gereken zarar Ortadoğu'da seyreden savaş, ki bunun uzantıları Afrikadan Ukranya'ya ve Afganistan'a varıyor. Milyonlarca ölüm, sürgünlük, işkence, maddi ve manevi hasar var.



Bu verilen su ve enerji savaşı burada kalmıyor, artık küresel Korporatizm ve Faşizmin küresel SU ve KARBON DÖNÜŞÜMÜ'ne hakimiyeti sözkonusu!




Göklerde uyulanan su idaresiyle beraber jeostratejik olarak Büyük Ortadogu Projesi (BOP), hani sayın Erdoğan'in kendini "eşbaşkan" saydığı proje, uygulanıyor. Eğer bu projeler başarılmazsa bütün bilinen küresel ekonomik, askeri, parasal, kültürel güçlerin kayması ve bugünkü Dollar-Imparatorluğu'nun çöküntüsü sözkonusu!

Suriye'nin başarılı direnişiyle ve Iran ve Rusya'nın desteğiyle ABD tabanlı emperyalizmin beli kırılıyor.

Şimdi savaş bir yana, burada değinmek istediğim, SRM yapılırken güneş ışığı kesildiği ve hava tozlarla kirletildiği için bunun doğa ve sağlık açısından zararları nedir?


Peki Türkeyi'nin kaderi ne olacak?






11. Türkiyenin sonu!

Aslında 2001 yılından itibaren açıklanan BOP'un haritalarını okuyan herkes sonucun ne olacağını görmemelizlikten gelemezdi!

BOP'la beraber Osmanlı Imparatorluğu'nun son kalıntısı olan Türkiye Cumhuriyeti'nin sonu gelecek, aynı zamanda bütün Arab petrol diktatörlükleride imha edilecek ve biz bu sürecin tam içindeyiz.


Bakın haritada bir Müslüman Kardeşler Devleti, Selefi Devleti, Wahabi Devleti görüyormusunuz? Zaten Britanya emperyalizmiyle işbirliğinden doğan hainleri kim adam sayabilirki?









Yani kumarhaneye girip kumar oynayarak kumarhane sahibi olmak isteyen bir kumarbaz olmak gerek, bu tezgaha gelerek BOB eşbaşkanı olmak için.



Suriye'nin hali ortada, artık siz düşünün, Türkiye ne kadar daha beter olacak, şu anda kaynayan iç savaş tam savaşa çevrilirse.



Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Arap-Türk, Arap-Kürt, Ermeni-Kürt, Ermeni-Türk veya hayal edebileceğiniz başka bölünme kavramlarıyla BÖL VE HÜKUM ET sömürü yöntemi ugyulanacak! Iti ite kırdırtmadan daha ucuz varmı?

Siz insan kalın, ama, "kendi hatalarınızda başkalarını sorumlu tutmayın"! En büyük hatanız Meteoroloji, Toplumsal Psikoloji, Propaganda, NLP, Korporatizm konularında cahil olmanız.

Devletler değişir, yıkılır, kurulur, birleşir ve ayrılır! Kürdistan ayrılacaksa kendiniz anlaşarak ayırılın, veya bütün Kürdistan, Suriye ve Irak ile federativ bir sistem kurun, ki düşman emrinde birbirinize düşmeyesiniz.

Zaten kuruluşundan beri T.C. hükumetleri Kürdistan üzerine hata üzerine hata yaptılar, ezerek, kırarak, öldürerek, dağın, taşın, çayın, nehirin, köylerin ve şehirlerin isimlerini değiştirerek, dil ve kültür yasaklayarak, tarih biligisini kıvırarak, yalanlarla yoketmeye çalıştı.

Hani bir kıymetli oyuncakla oynamayı bilmeyen, hırsından bunu yere duvara vurarak kırmaya çalışan bir cahil çocuk gibi, T.C. Kürdistan'in jeostratejik ve kültürel kıymetini hiç kavrıyamadı. Sonunda emperyalist büyükler gelip kıymetli Kürdistan'ı cahilin elinden alıyorlar artık, ve bu çocuğu ölesiye döverek.

AKP Erdoğan hükumeti kendilerini ve devleti bir çıkmaza soktular, darda kaldığında Suriye'nin yardımına koşacak Rusya ve Iran gibi komşu ve T.C.'nin varlığında kendi çıkarını gören dost devlet bırakmadılar. T.C.'nin bölünmesi nasıl ABD imparatorluğunun hedefiyse artık Rusya ve Iran içinde karlı bir sonuç doğurabileceğinden onlarda bu yıkıma engel olmayacaklar. Onların olay dışında kalmalarını yadırgamamak gerek, çünkü T.C. NATO üyesi, ve jestratejik olarak Rusya ve Iran'a karşı kendini aşırı kullandırdı. Destek almak için T.C.'nin önce NATO'dan ayrılması lazım, ama buda mümkün değil.



12. NLP kurbanı olmayın!

Kelime karkaşına kurban olmayın!
Kavramları ayırdetmeyi bilin!

Türk ile Türkkcü'lük farklıdır!
Kürt ile Kürtcü'lük farklıdır!
Arab ile Arabcı'lık farklıdır!
Sünni ile Sünnici'lik farklıdır!
Alevi ile Alevici'lik farklıdır!
Türk ile Kemalist Türkçü'lük farklıdır!
İslam ile İslamism tamamen farklıdır!

Hatta bunlar birbirine önemli oranda zıtdırlar! Çünkü "cülükler" toplumu bölerler, birbirine düşürürler!

Herşeyin özündeki iyiliği koruyun ve tacizkarların NLP tuzaklarına düşmeyin lütfen. Bilinki, kötüler sizin dilinizi kötüye kullanarak sizi taciz ediyorlar. Onların terimlerini kullanmayın. Kendi dilinize hakim olun ve koruyun. 

Herhangi dili konuşuyorsanız, ifade ettiğiniz güzel değerlerin bilincinde olun lütfen.





Bir, iki veya on devlet olursunuz, farketmez, ama havanızı, suyunuzu, toprağınızı, güneşin hediyesi ışığınızı Arap çöllerinde tarımcılık, petrol ve gaz üretimi için zehirletmeyin!



13. Tarihi bakış!

Söylenen çoğu yalanlar tarih bilgisini istismar ederek yap
ılıp, bugünü etkilediği için, doğru bilgi edinmek çok önemlidir.

Özellikle ırkçı, uluscu, milliyetçi bir ideolojiye tuzak düşen insanları uyandırmak için bazı temel fikirleri sıralamak istiyorum! Lütfen kavrayın, ulusçuluk tomplumların birliğini içten kırmak için uydurulmuş bir ideolojik yalandır. Türkiye Cumhuriyeti bu hastalıkla doğup ve halen Osmanlı gibi onun etkisiyle çözülme tehlikesindedir.

1. Osmanlı devleti Roma İmparatorluğu'nun devamıd
ır ve onun verasetine sahip çıkıyordu. Osmanlı sultanlarının bir sıfatıda Roma İmparatoru'dur, yani قیصر روم‎ Kayser-i Rûm"

Caesar (title)

https://en.wikipedia.org/wiki/Caesar_(title)

"Thus, following the conquest of Constantinople in 1453, the victorious Ottoman sultan Mehmed II became the first of the rulers of the Ottoman Empire to assume the title "Caesar of the Roman Empire" (Ottoman Turkish: قیصر روم‎ Kayser-i Rûm)."

When did the Ottoman sultans abandon the title "Kayser-i Rûm (Caesar of Rome)"?
https://www.quora.com/When-did-the-Ottoman-sultans-abandon-the-title-Kayser-i-R%C3%BBm-Caesar-of-Rome

"The answer is they didn't abandon it, they simply did not use it all the time with every leader."

2. Osmanlı devletini taşıyan halklar Türk boyları değildi. Türkler ve Tatarlar en ihtiyaç duyulduğu anlarda Osmanlı'ya ihanet etmişlerdir!

Birinci büyük ihanet bütün Tatar ve Türk boylarının Timur Lenk safhasına geçmesiyle Osmanlı ordusunun yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Devleti sonuna kadar savunalar Sırplar olmuşlardır.

Ulusçu ve ırkçı ideolojiyle yıkanmış beyinler  geçtiği her toprağı kan gölüne çeviren Timur'u bugün hala "Türk" diye överek, bütün Türk beylerinin ihanetinide aklamaya çalışıyorlar. 

Ankara Muharebesi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ankara_Muharebesi#Çubuk_Ovasındaki_Karşılaşma

Türk devletlerine ihanetin Akıncı üssü Mürted!
30.07.2016 - 13:34 | Güncelleme: 30.07.2016 - 15:1

"Cumhurbaşkanı Erdoğan 614 yıl önce aynı yerde yaşanan ihaneti hatırlattı: O zaman da dönekler, şimdi de dönekler."

İkinci büyük ihanet Kırım Tatarları tarafından 1683 Viyana kuşatması esnasında gerçekleşmiş ve Polonya kıralının önderliğindeki ordunun zaferiyle sonuçlanmıştır. Osmanlı ordusu Viyana'yi kuşatırken 150 bin (200 bin) Kırım süvarisinin görevi bu orduyu durdurmakken, Tatar'lar bir ok bile atmadan Polonya ordusunun önünü açmışlardır.  Neden Jan Sobieski III. zaferinden bu kadar emin olduğunu ancak onun Kırım Tatarları'yla yaptığı geleneksel işbirliğini bilerek anlaşılabilinir. rım tatarları daha önceki yüzyıllardada menfaat bazında Polonya kırallığından zamanla destek görmüş, beraber çarpışmış ve çapulculuk etmişlerdir.

Tarihçi ve tercüman Gerda Hagenau tarafından yazılmış ve Kral Jan Sobieski III. ve ailesinin özel mektuplarından derlenmiş otobiyografi kitabında bu konu ortaya koyuluyor. Başka kaynaklardanda bunu tespit etmek mümkün. Lütfen kendiniz araştırın.

Jan Sobieski. Der Retter Wiens Taschenbuch – 1983, Gerda Hagenau
https://www.amazon.de/Sobieski-Retter-Wiens-Gerda-Hagenau/dp/3850021580/ref=sr_1_2

Hagenau, Gerda (1918–2004) 
Text: Silvia Dallinger
http://www.tuerkengedaechtnis.oeaw.ac.at/person/hagenau-gerda-1918%E2%80%932004/

Hatta Hacı Girey'in Altın Ordu Devletin'den ayrılarak Kırım Hanlığı'nı kurması Polonya-Litvanya Kırlallığı'na dayanarak gerçekleştirmişdir.

Hadżi Girej

https://pl.wikipedia.org/wiki/Had%C5%BCi_Girej

"Był sojusznikiem króla polskiego, zagrożony przez Złotą Ordę zawarł sojusz z Polską i Litwą zobowiązując się do udzielania pomocy. Działał z poparciem Witolda i w latach 1434–1443 mieszkał za zezwoleniem Witolda w Lidzie. Złota Orda chciała zmusić go do uznania jej zwierzchności, ale Hadżi mając oparcie w sojuszu z Polską, Litwą i Księstwem Moskiewskim oparł się tym naciskom rozszerzając swoje władanie na tereny między Dnieprem i Donem."

Kırım Tatarları'nın ihanetini sonradan kıvrak yorum yaparak yalanlamaya çalışanlar var, ama sormak gerek, o kadar süvari o dağlarda çiçek toplmayamı gönderildi. Polonya prensi Jakob Tatarları gördüklerini, ama nedense hiçbir saldırıya kalkışmadıklarına şaştığını yazar. Osmanlı ordusu Viyana duvarlarını yıkarken, Tatarlar'ın görevi Polonya ordusunu en azından durdurmak ve oyalamak ve Kral Sobieski'ye gelen haberlerde Viyana savunucularının sadece 3 gün daha direnebileceği söylenir.

Bakın mesela burada bir kıvrak yorum ve Tatar ihanetini öne süren başka bir kaynak verilir:

Viyana Kuşatmasında Tatar İhaneti Yalanı
kalkanliadmin / 27 Nisan 2010


Diğer bi makale doğru yorumluyor, ama Tatar ihanetine "hata" diyerek yumuşatmaya çalışırken bir başka büyük Tatar ihanetide ortaya koyuyor.

Kırım Hanlığı ve İki Büyük Hatası[Tarih]
ahmetulu, 10 yıl önce - Pts 23 Tem 2007, 17:31
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=44518

"1- Don-Volga Kanal Projesi: Don ve Volga nehirlerini bir kanalla birleştirerek Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlamayı amaçlayan bu proje, Kırım Hanı Devlet Giray'ın ihanetiyle başarısızlığa uğramıştır."

"2- 1683 Viyana Kuşatması: Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın Haçlı kuvvetlerine karşı Tuna köprüsünü tutma görevini Kırım Hanı Murad Giray'a verdiğini ve bu görevin yerine getirilmediğini herkes hatırlar ancak aşağıdaki tarihi anekdotu hatırlamıyor olabilirsiniz."

"Haçlı ordusu, Tuna köprüsünden geçerken, kendi askerleriyle bir tepeye çıkıp seyreden Tatar hanı, hucum etmesi için kendisine yalvaran Hanlık imamına şunları söyledi: "Sen bu Osmanlı'nın bize itdüği cevri bilmezsin. Bu düşmanın kovalanması benim için hiçbir şeydir ve bu işin dinimize ihanet olduğunu da bilirim. Ama isterim ki, onlar kaç paralık adam olduklarını görsünler. Tatarın kıymetini anlasınlar." "

Bugünkü idare Tatar'ın ne mal olduğunu çok iyi biliyor ve Osmanlı gibi ihanet tuzağına düşmeyecek gibi görünüyor.

Erdoğan'ın ihanet etti dediği Murat Giray Han kimdir?
"Murat Giray Han 1678-1683 yılları arasında Kırım Hanı. II. Viyana Kuşatması'ndaki tartışmalı rolüyle tarihe geçti"
08 Eylül 2015, Salı 14:09

"Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Murat Giray'dan Viyana'ya yardıma gelmesi beklenen Leh kralı III. Jan Sobieski'yi durdurmasını bekliyordu.
Oysa Murat Giray Tuna nehrini geçmekte olan Leh ordularına müdahale etmedi.
Gerçekliği tartışmalı olan bazı iddialara göre Murat Giray Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın hakaretlerine gücenmiş ve ona bir ders vermek amacıyla Viyana Kuşatması'nda Osmanlı ordusuna yardım etmemişti.
Kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Murat Giray'ı görevden aldı.
Kısa bir süre sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın kendisi de görevden alınarak idam edildi.
Murat Giray geri kalan 13 yıllık yaşamını Saraçeli çiftliğinde geçirdi ve 1696 yılında öldü.
"

3. Türklerin 1402 ihanetiyle gelen yenilgiden sonra Osmanlı devleti tamamen bir Rumeli devleti haline gelmiştir, yani dayanağı Rumeli yöresi ve oradaki halklar olmuştur.

4. Osmanlı devletini taşıyan halklar özellikle Arnavut'lar ve Kürtler ve yöresine göre Gürcüler, Çerkezler ve diğer doplumlardır. Türkler Osmanlı için sürekli bir tehlike teşkil etmişlerdir.

Hanedan Türk kökenlidir, ama Rumeli ve oradaki halklara dayanır. Özellikle Arnavutlar Kavalalı Mehmet Ali Paşa önderliğinde kılpayı Hanedanı bile değiştireceklerdi. Önemli olan ve korunması gereken her zaman devlettir. Yani hanedanın kökü Türk diye bugünkü ırkçı, ulusçu ideolojiye yem edilmemelidir.

Lütfen kavrayın, ulusçuluk yapmak büyük bir hata ve tehlikedir, çünkü toplumun içten çözülmesine ve çökmesine yolaçar. Bugünkü Türkiye toplumunun hali size bu durumu andırmıyormu?

Ancak ulusçuluğu aşarak ve tamamen lağvederek toplumlar Balkanlar'dan, Kafkaslar'a, Arabistan'a ve Afrika'ya kadar yine birleşebilir. İsim istiyorsanız, Osmanlı-Roma-Toplumları Devleti deyin.

Bölünme değil, birleşme zamanı! Zaten hiçbir halk grubu tek başına bugünkü küresel emperyalist güce karşı gelemez.

Büyük devletler ne ulusçuluk ve nede ırkçılık bazında kurulup ayakta kalabilirler. Bu tür deneyimler hep izolasyon, savaş ve çöküşle sonuçlanmak zorundadırlar. Bunun en açık örnekleri Alman ve Japon ulusçuluğudur.


Malesef Araplar çabuk emperyal güçlerin tuzağına düşüp, devlete ihanet etmişlerdir.

Osmanlı’ya ihanet eden aileyi saran lanet çemberi

"Ancak Şerif Hüseyin’in Osmanlı’ya ihanetinin laneti kendisiyle sınırlı kalmayacak, oğullarına, hatta torunlarına da bir hastalık gibi geçecektir."


DOMINO ETKISI





14. Türkiye'nin inanılmaz başarısı!

Tüm Türkiye vatandaşları CIA ve ona bağlı gizli örgütler tarafında ayarlanan emperyalist cunta girişimini engelledi ve bozguna uğrattı!

Fetullah Gülen'in örgüt ağı CIA'yin Türkiye ve başka devletleri sömürmek için kurduğu bir araç. Bu yeniligiden sonra FETÖ örgütü bütün dünyada izlenip imha edilecek.

Saygıyı hak edene saygı duymak gerek! Bu blog büyük saygıyla yürekli Türkiye vatandaşları önünde eğiliyor. Düşman tarafından tezgahlanan iç savaşı engellediler.

Belki sayın Eroğan sahiden sihirbazdır, kumar oynayarak kumarhaneyi sahiplenen ve kapatabilen ilk sihirbaz.

Türkiye'nin bütün vatandaşları dikkatli olmalı, tehlike henüz bitmiş değil. Türkiye'nin parçalanması Büyük Ortadoğu Projesi'nin en önemli hedeflerinden bir tanesidir!

Türkiye buna karşı sadece bütün komşularıyla anlaşarak karşı durabilir.  Kürdistan, Rusya, Irak, Suriye, Yemen ile görüşerek beraber çözümler bulmalılar!

Kürdistan'la, veya Suriye'yle girişilebilecek bir savaş Türkiye'nin sonunu getirir! Düşmana karşı birleşin, birbirinize vurmayın!

Jeolojik mimariyi durdurun! En büyük tehlike burada!

No comments:

Post a Comment

KenFM hat meinen Account gelöscht!

Klimakontrol-Lobby hat mit Daniele Ganser und Co. KenFM geentert!

Klimakontrolle ist die Ursache des Klimawandels, nicht dessen Lösung!

Bitte achtet! An dem, was sie verschweigt, sollte die Falsche-Alternative erkannt werden!

GEOENGINEERING is changing weather and climate to thieve TROPOSPHERIC WATER by SRM and HAARP for FRACKING and FARMING in DESERTs!

Geoengineering is never the solution against but the reason of killing and devastating changes!

This blog is absolutely not "peer reviewed" and not written by a "renown" scientiputa!

You can verify all content by Yourself!

Evidence and knowledge is not hidden from eyes, but only hidden from minds! Just open Your mind!

BE SITTING WHEN YOU WAKE UP!

BEING DUMBIFIED IS NOT AN APOLOGY FOR BEING DUMBIFIED!

It is NUCLEAR FRACTURING, not hydraulic!
----------------------- ----------------------- ----------------------- ----------------------- -----------------------
SHARING IS CARING !!

All content of this BLOG is free to share for PRIVATE non commercial use!

All "Recomended Sites" of this blog may also share this content freely.

It may be used for commenting anywhere, as link as screenshot, as quotation to teach people about Tropospheric Solar Radiation & Water Management!

Usage by Main Stream Media, privately owned or in public property, is not allowed without explicit approval!

Usage by Geoengineering (Climate Change, Global Warming) propagandists, Banksters, Politutes, Presstitutes, Scientiputas and any other kind of Gangsters is absolutely not allowed!

-----------------------------------------------------
Offline version of Blog from 17.12.2017
You can always take Your own offline version with following command on Linux/Unix systems. Wget is also available vor Windows and other operating systems.
wget -r -np -k http://geoarchitektur.blogspot.com/

-----------------------------------------------------
MIRRORS

Please create static mirrors of this blog by using the offline package offered under Downloads area.

The Mirrors will be listed here! You may also ask for blogger backups to create static blogger copies!

And You may reblog all articles on other blogs.